Deniz Kaplumbağaları

Blog

Deniz Kaplumbağaları

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

100 milyon yıldan fazla bir süredir dünyanın okyanuslarında kilometreler kat eden deniz kaplumbağaları, deniz ve kıyı ekosistemlerinin sağlığı açısından vazgeçilmez ve tamamlayıcı bir role sahip. Ancak son 200 yıl içinde artarak devam eden insan faaliyetleri bu eski denizcilerin yaşama şansını azaltıyor.


Bugün dünya denizlerinde yaşayan yedi deniz kaplumbağası türü (Dermochelys coriacea, Eretmochelys imbricata, Lepidochelys kempii, Lepidochelys olivacea, Chelonia mydas, Caretta caretta, Natator depressus) vardır. Deri sırtlı deniz kaplumbağası (Dermochelys coriacea), Akdeniz’de zaman zaman kaydedilen ziyaretçi bir türdür. Yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) ve iribaş deniz kaplumbağası (Caretta caretta) ise Akdeniz’de yuvalayan türlerdir. Her iki türün de Akdeniz popülasyonları, Atlas Okyanusu popülasyonlarından farklılaşmış olduğu için, bunlar ayrı popülasyonlar olarak kabul ediliyor. İki deniz kaplumbağası türü daha (Eretmochelys imbricata ve Lepidochelys kempii) Akdeniz’de nadir de olsa görülüyor.

Deniz kaplumbağaları yaşamlarının büyük bir bölümünü kıtalararası denizlerde geçirir. Erkek bireyler deniz dışına hiç çıkmaz, dişiler ise sadece yumurta bırakmak için kumsallara çıkarlar. Erkek ve dişi deniz kaplumbağaları üreme döneminde, beslenme alanlarından ayrılarak, yuvalama bölgelerine yakın çiftleşme alanlarına gelirler ve çiftleşirler.

Deniz KaplumbağalarıYumurtadan çıkan yavru denize ulaştığında, açık okyanuslara ulaşma coşkusuyla yüzer. Yırtıcılardan kurtulan küçük deniz kaplumbağası artık akıntıların buluştuğu ve yiyecek bulduğu yeni bir hayata başlar. Deniz kaplumbağası, erginliğe ulaştığında kendi yumurtalarını bırakmak için tekrar yumurtadan çıktığı kumsala gelinceye kadar kilometrelerce yüzmeye devam eder.

Deniz kaplumbağalarının ana besin kaynağı deniz çayırları, denizanaları, süngerler, yumuşak mercanlar, yumuşakçalar, yengeçler, mürekkep balıkları ve türlerine göre bazı balıklardır.

Deniz kaplumbağalarının geç ergenliğe ulaşması ve yumurtadan çıkan yavruların karşı karşıya olduğu doğal tehditler göz önünde bulundurulduğunda her 1.000 yumurtadan sadece bir tanesinin yetişkinliğe ulaştığı söylenebilir.

Neden Koruyoruz?

Deniz kaplumbağaları fazlasıyla çoğalma potansiyeline sahiptir: dişiler bir üreme mevsiminde yuvaya yüzlerce yumurta bırakabilir. Ancak doğal koşullar altında bile, bir sene hayatta kalabilen yavru kaplumbağa sayısı çok azdır. Yavrular denize ulaşmaya çalışırken çoğunlukla yengeç, çakal, tilki ve kuş gibi yırtıcılara yem olur. Bir yavru kumsaldaki mücadeleyi kazansa bile denizde kendisinden daha büyük bir balık tarafından avlanması an meselesidir. Bütün bu doğal süreçlerin üzerine dünyanın bazı ülkelerinde insanların beslenmek amacıyla yuvalardan yumurtaları toplaması, rahatsız etmesi veya yuvalama alanlarına zarar vermesi yavru deniz kaplumbağalarının yaşama şansını azaltıyor.

Yedi tür deniz kaplumbağasının ikisi IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği) tarafından hazırlanan Kırmızı Liste’ye göre “önemli derecede tehlike altında” dır. Yapılan araştırmalar, Pasifik Okyanusu’nda deri sırtlı deniz kaplumbağasının (Dermochelis coriacea), Akdeniz Havzası’nda ise yeşil deniz kaplumbağasının (Chelonia mydas)’nın hızla azaldığını gösteriyor.

Deniz kaplumbağalarını tehdit eden faktörler:

• Doğrudan besin maddesi olarak tüketilmeleri: Tüm dünyada deniz kaplumbağalarının sayısındaki ciddi düşüş avcılık ve yumurtalarının toplanmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle besin sıkıntısı çekilen bazı ülkelerde, kaplumbağalar eti, yumurtası ve yağı için yakalanıyor, toplanıyor ve besin maddesi olarak kullanılıyor.

• Bazı türlerin kabuğunun süs eşyası yapımında, derisinin ayakkabı ve çanta yapımında kullanılması; yağından parfüm sanayinde faydalanılması: Deniz kaplumbağalarının derisi, deri ürünlerinde kullanılıyor; bazı ülkelerde süs eşyası olarak satılıyor. Türkiye’nin de taraf olduğu Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Ticaretine İlişkin Sözleşmesi’ne (CITES) göre deniz kaplumbağalarının ticareti yasaktır.

Üreme, beslenme ve kışlama alanlarının tahrip edilmesi: Kontrolsüz yapılaşma önemli yuvalama alanlarının tahrip edilmesine yol açmıştır. Yollardan ve binalardan gelen ışıklar yumurtadan çıkan yavruları etkilemekte ve onları denizden uzaklaştırmaktadır. Kumsallardaki araç trafiği kumları sıkılaştırmakta ve dişi bireylerin yuva yapmasını imkansız hale getirmektedir.

Deniz dolguları ve dalgakıranlar kıyı akıntılarının düzenini değiştirebilir ve kumsalların erozyona uğramasına ve/veya tamamen yok olmasına sebep olabilir. Deniz kaplumbağalarının önemli kışlama alanları tortulaşma, karadaki besinlerin akıp gitmesi, hassasiyet taşımayan turizmin gelişmesi, seçici olmayan balıkçılık yöntemleri ve iklim değişikliği sebebiyle zarar görmektedir.

Tesadüfi avcılık: Deniz kaplumbağaları sürüngendir. Nefes almak için yüzeye çıkamadıklarında boğulurlar. Dünyada her sene binlerce deniz kaplumbağası balık ağlarına, uzun mesafeli oltalara, trol ağlarına yakalanarak ölmektedir.

Denizel-karasal kirlilik: Deniz kaplumbağaları denizde yüzen plastik malzemeleri deniz anası sanıp yediği için boğulabilirler. Denize atılan ağların deniz kaplumbağalarına dolanması sonucu boğulmaya ve beslenemeyecek/yüzemeyecek hale gelmelerine sebep olabilir. Kumsaldaki çöpler yumurtadan çıkan deniz kaplumbağalarının denize ulaşmalarını engelleyebilir.

Doğal predasyon: Deniz kaplumbağaları, yetişkinliğe erişme sürecindeki yüksek ölüm oranını toparlamak için her yumurtlama döneminde (bazen bir sezon içinde birden fazla) bir seferde 150’den fazla yumurtayı yuvaya bırakır. Deniz kaplumbağası ve yırtıcılar arasındaki ince denge insan müdahalesiyle yeni yırtıcıların belirmesiyle veya artmasıyla deniz kaplumbağasının aleyhine dönebilir.

İklim değişikliği: Değişen iklimler ve küresel ısınma deniz kağlumbağası popülasyonunu ciddi şekilde etkileyebilir. Deniz kaplumbağalarının cinsiyeti sıcaklığa bağlı olduğu için küresel sıcaklıklardaki artış yuvadan çıkacak erkek-dişi oranını tamamen değiştirebilir ve türün nüfusunda tutarsızlıklara yol açabilir.

Ne yapıyoruz?

Akdeniz’de bugüne kadar yapılan araştırmalar iribaş deniz kaplumbağası (Caretta caretta) ve yeşil deniz kaplumbağasının (Chelonia mydas) türünün en önemli yuvalama alanlarının Yunanistan ve Türkiye’de olduğunu gösteriyor. Yeşil deniz kaplumbağası popülasyonunun (nüfusunun) %50’den fazlası Türkiye’de bulunuyor. Bu sebeple Türkiye, türün Akdeniz Havzası’ndaki en önemli yuvalama alanlarından biri niteliğinde.

Bugüne kadar neler yaptık?

– Türkiye’de deniz kaplumbağalarının yuvalama kumsallarına yönelik ilk sistemli çalışmalar, 1979 yılında WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ve IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği)’nin destekleriyle başladı.
– 1986 yılında Muğla Dalyan’a planlanan bir turizm projesinin iptal edilmesi içim yapılan çabalar sonucunda Köyceğiz-Dalyan’ın Türkiye’nin ilk Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesine destek olundu.
– 1988’de Kuşadası-Samandağ arasındaki sahil şeridi taranarak yuvalama açısından önemli 17 kumsal belirlendi. 1994 yılında yapılan çalışmada ise bu alanların değerlendirmesi yapıldı.
– 1995-97 arasında trol balıkçılığının deniz kaplumbağası üzerine etkileri hakkında ilk defa sistemli bir araştırma yapıldı.
– 1994-2011 arasında Çıralı’da sistemli olarak deniz kaplumbağalarını izleme, araştırma ve koruma çalışmaları yürütüldü. Buradaki koruma çalışmaları 2001 yılında kurulan Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatifi’nin desteğiyle devam ediyor.
– 2003’de Adnan Menderes Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nin işbirliğiyle Türkiye’deki bütün yuvalama alanlarının hızlı değerlendirilmesi yapıldı, alanlardaki riskler ve türe yönelik tehditler ortaya koyuldu, çözüm önerileri geliştirildi.
– Deniz Kaplumbağaları Bilim Komitesi üyeleri tarafından hazırlanan Deniz Kaplumbağaları Ulusal Tür Eylem Planı çalışmalarında kolaylaştırıcı olarak teknik katkı sağlandı.
– 2006’dan beri Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda deniz kaplumbağası izleme, araştırma ve koruma çalışmaları yürütülüyor. Çalışma kapsamında yuvalara çakal predasyonuna karşı kumaltı kafesler, sıcaklık ölçerler yerleştiriliyor, kum sıcaklığı belirleniyor, kumsal sıcaklık profilinin çıkarılıyor ve markalama yapılıyor.
– Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğü ve WWF-Türkiye’nin işbirliğiyle 11-13 Ekim 2012 tarihlerinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde düzenlenen 4. Ulusal Deniz Kaplumbağaları Sempozyumu’nda WWF-Türkiye düzenleme komitesinde yer aldı. Sempozyumda türe özgü yapılan bilimsel araştırmalar ve başarılı politikalar paylaşılırken türün tüm Akdeniz’de etkin korunabilmesi için geleceğe yönelik koruma hedefleri tartışıldı.
– Türkiye’deki yuvalama kumsallarının güncel durumunun belirlenmesi ve alanların daha etkili korunmasına yönelik saha çalışması GEF Küçük Destek Programı (SGP) işbirliğiyle 20 Haziran-12 Temmuz 2013 arasında gerçekleştirildi. Projenin sonuçları, 2003 yılında aynı metodolojiyle yürütülen kumsal değerlendirme çalışmasıyla karşılaştırılacak.


Kaynak: WWF Görsel: WWF

1 Yorum

Yorum Yaz

Şifremi Unuttum

Kayıt Ol